Yazılar

İşten değil aramaktan yorulanlar!
Fatmanur Dişikırık / Sosyal Hizmet Uzmanı, İş Dünyası, Psikoloji

İşten değil aramaktan yorulanlar!

Tehlikelidir değişmek kelimesi kişinin var olan statüsünün hiç hazır olmadığı bir anda onu ensesinden yakalaması. Gerçi kaç insan hazırdır ki bilinmez bir yolda fenersiz yürümeye…

Bu yüzden zordur değişim vücudun hiçte hazır olmadığı bir süreçtir bu evre, kişinin daha önce hiç deneyimlemediği bir engel ile çarpışma halidir. Ne var ki adapte olanlar, şanslı ise kısa sürede ışığı bulanlar teğet geçer bu sürecin buhranından. Peki ya geçemeyenler.

Bugüne dek hep öğrenci olmayı bilmiş yeni mezunlar için veyahut girdiği işte ömrünü yarılamış, başka kulvarlarda koşmayı bilmeyenler için yeni bir evredir yeni bir statüye sahip olmak için kısıtlı iş ilanlarına bakmak. Ne de zordur bu değişime ayak uydurmak.

İşin birey açısından psikolojik işlevi kişinin benlik kavramının önemli bir parçasıdır. Kendini tanıtan
bir kişi ismini söyledikten sonra mesleğini, nerede çalıştığını söyler çünkü kişinin benliğinin ifade
edebileceği bir araçtır meslek . Eğer kişide benliği destekleyen bu araç olmazsa, birey işsiz kalmak ile
yüzleşmişse psikolojik refahı ve kendine güveni kaçınılmaz bir erozyona uğrayacaktır.

İşsizlik, bu sorunu her ne kadar birey olsa da bireyin aile ve sosyal çevresi açısından da çok yönlü olumsuz sonuçlar doğurmaktadır. Bu sebeptendir ki işsizlik sigortasının olduğu ülkelerde bireysel bir kader olmaktan çıkartıp toplumsal bir soruna evrilmiştir.

Toplumsal ilişkiler bazı toplumsal yükümlülüklerin karşılıklı olarak yerine getirilmesini gerektirir. Birey iş arama sürecinin uzaması durumunda toplumsal yükümlülüklerini yerine getirmekte zorlanır. Bu durum ise kişide toplumsal aidiyet hissinin zayıflamasını doğurur. Ekonomik anlamda gelir kaybı olarak değerlendirilirken sosyal anlamda ise sosyalleşme sürecinin dışında kalmasına zemin hazırlar. İşsizliğin toplum ve birey üzerindeki etkileri yadsınamaz ehemmiyet taşımaktadır. Bu olumsuzlukların kişinin iç aleminde korkuyu tetikleyici gelecek kaygısından doğan nefret duygusu ise kişinin yaşamla olan bağlılığını zayıflatmaktadır.

İşsiz geçirilen her bir gün sayısına eklenen rakam işten değil aramaktan yorulan savaşçıların tükenen umuduna bir odun daha atmakta, atılan bu odunların vücutta psiko-sosyal davranış kalıplarını tetikleyen 10 sorunsalı ele alacak olursak:
● Kişide negatif duyguların ön plana çıkması
● Kaygı stres, öfkenin artması
● Kişinin suçluluk hissinin artması
● Entelektüel yeteneklerin zedelenmesi, vasıf kaybı

● Toplumsal ilişkilerde kopuş
● Karşıt cins arasında ayrışmalar
● Aile içi saygının zedelenmesinden Doğan çatışmaların artması
● Toplumsal kadercilik ve umutsuzluk duygularının yayılması
● Yasal olmayan yollara başvurma eğiliminin artması

Kişinin çalışma hayatında kazandığı disiplinin ve alışkanlıkların ortadan kalkması bireyde vasıf kaybına neden olmaktadır. Bu süreçte özgüvenini de kaybeden birey çalışma hayatının kazandırdığı/kazandıracağı sosyalleşme sürecinin de dışında kalmaktadır. Tüm bu sorunlar bireyin yeniden iş bulma inancını güçleştirmektedir.

İşsizliğin yarattığı maddi yoksunluk nedeniyle hayat standardı düşen bireyde fizyolojik psikolojik sosyolojik bir takım semptomlara sebep olmakla beraber kişinin kendi veya ailesinin bütçesine külfet olduğu hissi kişide yetersizlik, işe yaramaz olduğu düşüncesinin artmasına ve beraberinde uzun süren depresyonun kişide intihar düşüncesini tetiklemesine zemin hazırlamaktadır.

Suyunda bir Sabrı var taşmasından bilirim! Demiş şair.
Çalışmaktan değil iş aramaktan yorulan birey de suyun taşması misali kişiyi çeşitli evrelere sürükler.

Bu evreler:
Duygu ve düşünce evreleridir
1.Evre rahatlama ve teselli evresi
2.Evre yoğunlaştırılmış çaba evresi
3.Evre bocalama ve kuşku evresi
4. Evre sinizm evresi
1.Evre: işsizliğe karşı kişinin gösterdiği ilk tepki çalışmamanın pozitif yanlarında teselli aramaktır örnek:”oh artık erken uyanmak yok.” 20 -25 gün süren bu evre kendini hazır hissetmez, çaba gösterir fakat bunlar rastgele girişimlerdir.
2.Evre: Evde boş oturmaktan sıkılan birey düzenli ve sistemli aramaya başlar. Aile henüz işsizliğin verdiği olumsuz faktörlerden etkilenmemiştir.
3.Evre: Kişi belki daha önce de işsiz kalmıştır. Lakin yeni bir iş bulması hiç bu kadar uzamamıştır. Gazete ilan sitelerine bakmanın işe yaramadığı kanısına varır ve artık iş arama çabası düzensizdir.

Kişi artık mesleğini değiştirmeyi bile düşünmeye başlar. Reddedilmenin engellenmenin yarattığı kızgınlık duygusunu güçlendirir ve kişi çevresine bunu yansıtır. Haliyle sosyal ilişkileri çatırdamaya başlar.
4. Evre: Kişi yeni bir inanç geliştirir. Artık reddedilmiş olmanın yarattığı düş kırıklığı ve bu acıya karşı
kendini korumak! İş bulmak için neler yaptığı sorulduğunda çokta çaba sarf etmediği imajı çizer örnek
: “Sınavı bekliyorum, sadece ilanlara bakıyorum” gibi. Bu savunmaları yaparken beyin kişiye gelecek
ima, tenkitten koruma ile hareket eder. Şöyle ki: Birey kişisel ilişkilerini kullansam şimdiye dek çoktan
iş bulmuştum, iş bulamamış olmam benim yeteneksizliğimden değil yeterli çabayı göstermediğim için
demek ister. İş bulamayışını dışsal faktörlere yükleyen birey kendini kaygı ve stresten koruma iç
güdüsüyle hareket eder lakin bu kişide çaresizlik duygusunu da hissettirir. Bu da bireyi sosyal
daralmaya gitmeye zorlar. Sonuç olarak kendini artık çalışan kişi rolünde görmemeye başlar. Tüm
umudunu yitirir ve kaderci bir yaklaşıma inanmaya başlar.

Umudunu kaybeden birey yaşam enerjisini yitirir ve bu kedinin fareye verdiği öğüde benzer:
“Bunalmıştı fare, yoruldum artık deyince, yürüdüğün yönü değiştir ,olsun bitsin “dedi ve kedi onu yedi.
TÜİK verilerine göre ülke genelinde ekonomik sebeplerin yol açtığı geçim sıkıntısı yüzünden hayatına son verenlerin oranı 2018 ‘de %7.3 iken 2019’da %9.4’e yükselmiş durumda.

Önceki

İşten değil aramaktan yorulanlar!

Benzer Yazılar

Psikoterapi Dergisi 2020. Tüm Hakları Saklıdır.
error: İçerik korunmaktadır !